İçeriğe geç

BİTKİ REHBERİ

BİTKİ REHBERİ 

Abanoz Ağacı

İçeriğinde sitizin alkaloidi, kolin, sisti, pektin, ureaz enzimi, yağlı maddeler ve tanenler bulundurur.

Tedavide tohumları kullanılan bitki süs bitkisi olarak yetiştirilir. 7 metreye kadar uzayabilen ağaç yaprakları üçer üçer olup, goncaları yoktur. Bodur ve çalımsı bir ağaç olan abanoz ağacının meyveleri koyu kahve ve fasulye şeklindedir. Mayıs ve haziran alarında çiçek açar.

 Tozları kaynatılıp, elde edilen suyla devamlı yaşaran gözler ve ağrıyan gözler pansuman yapılırsa şifa verir.

Zehirli olan bitki mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Acı Pelin Otu

1 metre yüksekliğine kadar ulaşan bitki, yol boylarında ve boş arazilerde kendiliğinden yetişir. iki veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Gri-yeşil renkli olan bir bitkinin yaprakları, çok acı ve keskin kokuludur. Yuvarlak top çiçekler, aşağıya doğru sarkan salkımlar oluşturur. Tohumlarıyla çoğalır veya sonbaharda alınan gövde kalemleriyle çoğaltılır. Temmuz ve eylül ayları arasında, çiçekli ve yapraklı üst bölümler kesilir, demetlenerek, gölgelik bir yere asılarak kurutulur.

Daha sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır. Kullanılacağı zaman toz haline getirilir, suda kaynatılır ve balla tatlandırılabilir.

Bitkinin aşırı dozda kullanılması bağımlılık yapar. Bu nedenle uzun ömürlü kullanılması sakıncalıdır. Dikkatli kullanılması gereklidir. Mide, bağırsak ve böbrek hastalığı olanlar kesinlikle kullanılmaması önerilir.

Ada Çayı 

Eterli uçucu yağlar, yüzde 30 thujon, yüzde 5 cineol, linalol, borneol, salven, pinen ve kafur; tenenler, triterpenoitler, flavonlar; östorojen benzeri maddeler ve reçineli bileşikler içerir.

Genellikle Akdeniz ve Ege bölgesinde yetişen, başlık biçiminde çiçek açan, güzel kokulu bir bitkidir. Sadece Anadoluda 90 kadar değişik türü yetişir. Dünyada, orta Avrupa ve Balkanlarda bulunur. Eski Mısırlılar bitkiyi, doğurganlık, bereket ve verimlilik amacıyla kullanmışlardır.

Menekşeye benzeyen çiçekleri yaz aylarında açar. Çok eski çağlardan beri ünlü bir şifalı bitki olarak tanınır. Günümüzde birçok ilacın takribinde,  ada çayı ekstreleri bulunur. Temmuz ayında toplanan bitki, gölge ve havadar yerlerde kurutulur. Adaçayı çiçekler açmadan önce öğle sıcağında toplanırsa daha etkili olur.

Çok iyi antiseptik olan adaçayı, kuvvet verici ve uyarıcı etkisi nedeniyle tercih edilir. İçerdiği cineol gibi etkili maddeler sebebiyle öksürüğü engeller. Astımdaki sıkıntıları geçirir,  kan temizleyici etkileri vardır. Yüksek tansiyonu düşürür, gece terlemesini azaltır.

Yüksek miktarda kullanılması zararlıdır. İçinde doğal fitoöstrojenlerin olması nedeniyle, erkeklerin aşırı miktarda ve çok uzun süreli kullanmaları önerilmez.

 

Adamotu

Ginsegin Türkie versioudur. Köklerde adını ala bir bitki türüdür. Kökünün insan heykeline enzetilmesi nedenileyle bitkiye bu isim verilmiştir. Sonbaharda topraktan çıkarılan kökler, güneşte kurutulur. Daha sonra kuruyan kök, toz hale getirilir. Morumsu çiçekleri olan adamotu, bazen 1 bazen 3 parçalı köklere sahip, koyu yeşil yapraklı ve küçük kırmızı bir elma gibi meyveleri olan bir bitkidir. Kaya dipleri, boş sahalar ve ekilmemiş tarlalarda daha çok yetişir. Yurdumuzda da Ege ve Güney Anadolu da daha çok bulunur.

Taze yapraklardan elde edilen öz veya kuru yaprakların tozu, balmumu karıştırılarak bir merhem elde edilir. Bu karışım egzamalarda kullanılır.

Bu otun suyu buruna çekilir veya koklanırsa insanı uyutur. Bu otun suyu gargara yapılırsa diş ağrısına iyi gelir.

Uyuşturucu etkisi olduğu için dikkatli ve doktor kontrolünde kullanılması gerekir.

Ağaç Kavunu

Bitki kabuk, et, asit ve çekirdekten oluşur. Bu bölümlerin her birinin has özellikleri vardır. Kabuğu sıcak, kuru; eti sıcak, yaş; asit kısmı soğuk, kuru; çekirdeği ise sıcak ve kurudur. Ülkemizde Akdeniz, Ege, Doğu Karadeniz bölgelerinde etişir. Limodan büyük, kalın kabuklu ve sarı renkli olan ağaç kavunu meyvesinin, günümüzde kabuğu, yaprağı ve çiçeğinden yararlanılır. Güney Avrupa ülkelerinde, pastacılık, şekerleme, reçel yapımında, çiçek ve yapraklarının ise parfüm sanayinde kullanıldığıda bilinir. Aynı bitki Hindistanda baston yapımında kullanılır.

Kabuğu giyeceklere serpildiği zaman güveye engel olur. Ağızda tutulduğu zaman ağız kokusunu önler. Baharat gibi yemeğe eklendiği zaman sindirime yardımcı olur.

Dahilen kullanılan yaprak miktarı 40 gramı geçmemelidir.

Akdiken

Şekerler, organik asitler, yağ, rhamnoxanthin ve locain isimli sarı renk maddeleri, rhamno-emaodin, emodin ve crsophanol isimli antrakinon türevleri denile kimasalları taşır. Ayrıca flavon glikozitleri de içerir.

 Akdiken genel olarak tüm Avrupada ve Türkiyenin her tarafında, Kuzey Anadolu dağlarında yetişir. Ormanlarda ağaç aralarında büyüyen, boyu 4-5 metreyi bulan bodur ağaç, mayıs ve haziran aylarında küçük sarı, yeşil renkli çiçek açar. Park ve bahçelerde de süs bitkisi olarak yetiştirilmktedir. Bezelye büyüklüğünde olan morumsu siyah renkte meyveler, kurutulur veya şurup yapılıp saklanır.

Peklikte, karaciğer yetersizliğinde çok kullanılır. Karın ağrısına iyi gelir. 1-2 Yıllık dal kabukları, bağırsakları tahriş etmeden çalıştırır müshil etkisi gösterir.

1 bardak suya toz halinde ak diken otundan 1 çay kaşığı konulur. Günde 1 veya 2  defa içilir. Meyvelerinden 15 – 20 tane yenildiği zaman ishal yapar. 20 den fazla yenmemelidir.

Bitkinin müshil olarak kullanılmasında hafif bulantı ve karın ağrısına yol açar.

Alfa Alfa

İçeriğinde manganez, kalsiyum, fosfor, potasyum ve bilinen bütün vitaminler ve amino asitlerin pek çoğu bulunur.

Özellikle arınma kürleri yapanlar ve oruç tutanlar için çok değerli bir bitkidir. Yüksek klorofil ve besleyici maddeler içerir.

Yabani bir yonca türü olan bitki, iyi bir mineral takviyesi isteyenler için güçlü bir destektir.

Vücut direncini arttırmaya yardımcı olur, hastalıklara karşı vücut direncini arttırmaya yardımcı olur.

Prostat hipertrofisi nin giderilmesinde tıbbi tedaviyi desteklemek üzere gıda takviyesi olarak kullanılabilir.

Bu bitkiye karşı alerjisi olanların kullanması önerilmez.

 

Anason 

Raziyane, enison, nanahan, anissaat, pimpinella anisum

Nişasta, müsilaj, sabit ve ucucu yağ vardır. Ucucu yağ içinde etkili madde olan anethol ile az miktarda astragol ve terpenler bulunur.

Yaz aylarında beyaz çiçekler açan, 30 santimetreden 70 santimetreye kadar uzanabilen bir yıllık otsu bitkidir. Bitkinin orjinalinin Yakın Doğudan geldiği öne sürülmektedir. Ülkemizde Akdeniz ve Ege Bölgesinde yetişir. Yaprakları böbrek şeklinde olup, tohumu  ufaktır. Keskin kokusu bulunan anasonun yakıcı bir tadı vardır. Bitkinin kullanılan kısım meyveleri veya meyvelerinden su buharı ile elde edilen uçucu yağlardır. Rakı üretiminde kullanıldığı için çeşme, Eskişehir, Isparta ve yakın illerde kültürü yapılmaktadır. Türkiyede yabani olarak 17 türü bulunmaktadır.

Mide, bağırsak şikayetlerine ve hazımsızlığa iyi gelir. Ağrı kesici özelliği bulunmaktadır. Bazı ülkelerde rakı ve alkollü içeceklerin içine katılırken bazı yerlerde de şekerleme, etlere, fırın yemeklerine, ciklet ve dondurmalara ayrı bir tat verir.

Anasona veya anetole alerjisi olanlara önerilmez. Bebeklerde kullanılması önerilmez çünkü beyni uyuşturur.

Ardıç

Organik asitler, reçine, acı madde, uçucu yağ, glikoz, sakkaroz ve juniperin mevcuttur.

Dağlarda, taşlı ve kurak arazilerde yetişen bitki, her mevsim yeşil kalır. Siyahımsı ve mor meyveleri olan bir ağaçtır. Orta Avrupa da; Almanya, Fransa ve Macaristan da, yurdumuzda ise Trakya, Ege ve Akdeniz bölgesinde bölgelerinde bol miktarda yetişir. Nisan ve mayıs aralarında çiçek açar, meyvelerine `ardıç tohumu` denir. Orta çağda her derde deva olarak bilinen ardıçın yaprakları çam yaprağı gibidir. Ardıç meyveleri, sonbaharda toplanır ve gölgede kurutulur. Güçlü bir antiseptik olan ardıç, yüzyıllardan bu yanailaç olarak kullanışmıştır. Kuvvetli bir C vitamin deposudur.

İdrar söktürücü ve terletici özelliğiyle, soğuk algınlığı, kalp yetmezliği gibi hastalıklarda kullanılır.

Uzun süre kullanımlar ve yüksek miktarda tüketilmesi böbreklerde tahriş yapabilir.

 

Arı Sütü

A, B, C ve E vitaninlerinin yanı sıra, lizin, metionin, lösin, fenil-alanin, treonin, triptofan, valin, izolösine ilave olarak, kalsiyum, patasyum, fosfor, demir, sülfür, bakır ve silisyum minerallerini içerir.

Arı sütü işçi arıların gırtlak bezlerinden salgılanan bal emülsiyonudur. Kraliçe arının besini olup, besin değeri çok yüksektir. Tüm yaşamı boyunca arı sütüyle beslenen kraliçe arının ömürünün uzunluğuna en önemli işarettir. Diğer arılar sadece 2 ay yaşarken, kraliçe arının ömrü 6 yıldır. Arı sütüne günümüzde pek çok etki etfedilmiştir.

Bronşit, astım, akciğer hastalıkları, uykusuzluk, böbrek ve mide rahatsızlıkları, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, ruhsal ve zihinsel dayanıklılık arttırmak, yorgunluk, soğuk algınlığı, grip ve sinirsel ve ruhsal dengenin kurulması durumlarında faydalıdır. Hücre yenileyici, yaşlanma etkisi geciktirici, aklem problemlerine yardımcı olarak kullanılır.

Arı sütü erkek ve kadınların kullanabilicekleri doğal bir ürün olup, sporcular tarafından da rahatlıkla kullanılabilir.

Arı sütü günde 1-2 defa alınabilir. Bazı kişilerde alerjik reaksiyona neden olabilir.

Arı sütüne metal kaşık veya çubuk değirilmemelidir.

 

Arpa

Arpa tek yıllık bir uzun gün bitkisidir. Bitki boyu ortalama 35 – 100 santimetreye kadar uzar. Birinci derecede soğuk ve kuru olan tahılın besleyici özelliği buğdaydan daha azdır.

Buğdaygilerden nişastası bol bir bitkidir. Protein, B1, B3, B6 vitaminleri ile demir, magnezyum, selenyum, potasyum, fosfor, ve manganez mineralleri açısından zengin bir besindir.

Öksürük ve boğaz kuruluğuna faydalıdır. İdrar söktürür, susuzluğu giderir. Böbrek taşı ve kumları dökmeye yardımcı olur.

Ayrıca hayvan yemi olarak da kullanılır.

 

Asma

Asmanın içinde A, B, B2, ve C vitaminleri ile çeşitli mineraller bulunur.

Asma, üzümün ağacı yani asma çubuğudur. En büyük özelliği, soğuk ve kuru olmasıdır. Asma gelişme devresi oldukça uzun olan bir bitkidir. Günlük ısı ortalaması 10 dereceyi bulunca, gelişmeye başlar ve sonbaharda ısı ortalaması bu derecenin altına düşünceye kadar gelişmesini sürdürür.

Asmanın kökleri derinlere gittiği için diğer bitkilere oranla daha az yağış alan yerlerde de yetişebilir. Yıllık yağış miktarı yanında, yağışın dağılımı bağcılık bakımından çok önemlidir.

Asma yapraklarının şırası bağırsaklardaki yaralara, kan çıkmasına, kanın  akmasına ve mide ağrısına fayda sağlar. Asma yaprağından sızan su içildiğinde taş dökülmesine yardımcı olur.

Bilinen bir yan etkisi yoktur.

 

Ayçiçeği

Son zamanlarda Türkiyede de artan ayçiçeği, tek yıllık bir yağ bitkisidir. Bitkisel yağ üretiminin yüzde 46`sı ayçiçeğinden karşılanır. Bu bitki ancak kara iklimi kuşağında ve ılıman iklimin yağışlı bölgelerinde yetiştirilir. Kuraklığa dayanır. Derin, rutubetli, organik maddelerce zengin topraklarda iyi yetişir. Asitli topraklar ayçiçeği için elverişsizdir.

 

Ayva 

Gülgiller familyasından olup bol vitaminli bir meyvedir. Meyveleri taze yendiği gibi kompostosu, reçeli ve püreside yapılır. Ayvanın tüylü kabuğu kesik yaralarda, kan durdurucu olarak kullanılır. Mideyi kuvvetlendirir. Karaciğer zafiyetini giderir. Bronşları açar, öksürüğü giderir, bedenin gelişmesini sağlar.

Badem

Albüminli maddeler, şekerler, emülsin ve E vitamini içerir. Acıbadem bu sayılanlara ek olarak hidrosiyanik asit içerdiğinden hafif zehirlidir. Bademin içeriğinde bol miktarda protein, kalsiyum ve demir bulunur.

Bademin anavatanı Çin ve Orta Asyadır. Asya ile Avrupa arasındaki ipek yolunda bademin seyyahlar tarafından yendiği bilinmektedir. Seyyahlar bademi bu yol vasıtasıyla Yunanistan, Türkiye ve Orta Doğuya getirmişlerdir. Türkiye de Ege ve Akdeniz bölgelerinde ziraatı yapılmaktadır. Mart ve nisan aylarında çiçekler açan bademin, tatlı ve acı olmak üzere iki türlü ağacı vardır. Botanik açıdan kiraz, erik ve şeftali ile aynı familyada yer almaktadır. Çiçek tomurcuklarının kışa dayanıklılığı şeftali çiçek tomurcuklarından daha azdır.

Uzun yıllardır Akdeniz kıyılarında özellikle İspanya da badem yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ülkemizde kış soğuklarının fazla olduğu yerlerde ekonomik olarak badem yetiştiriciliği yapılmaz. 10 metreye kadar boylanabilen şeftaliden daha uzun ömürlü olan ağaç, çiçekliyken önce beyaz sonra açık pembe renkli görünür ve sonra yapraklanarak yeşile döner, ilkbaharın sonuna doğru ağaçta üzeri tüylü, yeşil renkli, çağla denilen meyveler görünür.

Ağustos – eylül aylarında taş çekirdek biçimini alan bu meyvelerin sert kabuğu içinde, bir ucu sivri, öteki ucu yassı ve geniş olan bir tohum meydana gelir. Bu tohuma `badem` yada `badem içi` adı verilir.

Acı bademinde bazı tıbbi etkileri bulunmakla birlikte fazla kullanıldımı zehirlenmeye yol açar.

Beyaz Hardal

Tohum yüzde 3 oranında sabit yağ, yüzde 25 oranında protein ve müsilaj içerir.

Akdeiz Bölgesi ve çevresinde yetişir. Önemli bir yağ bitkisidir. Bitkinin kullanılan kumsu tohumlarıdır. Tohumlarının apısı küremsi 1,5 – 2,5 milimetre çapında, sarı ve pürüzsüzdür. Tohumlardan hardal ağı elde edilir. Daha çok fırı emekleride, baharat karışımlarında, etler ve turşularda kullanılır.

Hazmı kolalaştırıp, kabız olmaı önler.

 

Biberiye

Bitkinin bileşiminde, uçucu yağ ( borneol başta olmak üzere linalol, kamfen, sineol , tanen, reçine, acı maddeler, bitki asitleri ve kafur bulunur.

Kış aylarında yapraklarını dökmeyen, 100 satimetreye kadar boyları uzayan, soluk mavi çiçeklere sahip, çalı görünümünde çok yıllık bir bitkidir. Mart ve mayıs alarında çiçekleri açar. Öz yurdu Akdeniz Bölgesidir. Tarsus, Adana, İskenderun gibi Güney Anadolu illerinde etişmektedir. Dünyada doğal olarak Portekizde bulunur. Oldukça hoş görünümlü ve hoş kokulu olan bitkinin yaprakları her zaman yeşildir. Bahhçelerde ve saksılarda süs bitkisi olarakda yetiştirilir. Biberiye Avrupa da geçmişten beri tonik ve uyarıcı olarak kullanılmaktadır. Amerika ve Almanya da banyo terapisinde, uçucu yağlarıda aromaterapide kullanılmaktadır.

Biberiye bitkisi sağlığa çok yararlı olduğu gibi, mükemmel bir güzelleştirici ve beyin süzücüdür, unutkanlığı giderir. Mide ve bağırsakları uyarır. Özellikle yağlı yiyecekler yenildiğinde sindirime yardımcı olur.

Yunanlıların hafızayı kuvvetlendirmek ve konsantrasyonu arttırmak amacıyla bilginlerin başlarına biberiye çelenkleri takıldığı bilinmektedir.

Et yemeklerinde ve soslarda baharat olarak kullanılır, son zamanlarda kokteyllerde tütsü olarak veya aromaları patlatılarak bardağa ve kokteyllere hoş kokusu sinmesi sağlanır.

Tek başına çok yüksek dozda alınmamalıdır. Yüksek tansiyon olanlar dikkatli olmalıdır. Tansyonu yükseltebilir.

 

Böğürtlen

Böğürtlenin meyvelerinde sabit ve uçucu yağ, meyve şekeri, organik asitler, sitrik asit, C vitamin, pektin ve demir; yapraklarında tanen ve organik asit bulunur.

Gülgiller familyasındandır. Orman eteklerinde, yol kenarlarında, bahçe çitlerinde kendiliğinden yetişir.  Çok yıllık dikenli ve çalı görünümlü bir bitkidir. Dikenli gövdeleri, kışın dökülmeyen yaprakları olan bitkinin, yaz aylarında tek tek yada salkım halinde açan pembe veya beyaz çiçekleri vardır. Yaz sonu yada sonbahar başında bu çiçekler, kırmızı, siyahımsı karaduta benzeyen meyvelere dönüşür. Yer ve toprak konusunda hiç yer seçici olmayan böğürtlen, seyrek olarak döktüğü tohumlarıyla; daha çok yere değen dallarının köklenmesiyle veya köklerin yeniden filizlenmesiyle çoğalır.

Meyve çekirdekleri bağırsaklara yumuşaklık verir. Yaprakları çay şeklinde içildiğinde ishali keser, mide ve bağırsak kanamalarına iyi gelir. Böğürtlen meyve olarak çiğken yenildiği gibi reçel, şurup, şekerleme, pasta, likör sirke yapımında da kullanılır.

Bilinen ciddi bir yan etkisi yoktur.

 

Buğday 

B vitamini yönünde zengin bir bitki olup cilt, mide ve damar sertliği rahatsızlıkları bulunanların, taze ekmek ve sıcak hamur mamüllerini yememelidirler.

Sinir ve sindirim sisteminin, bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Yüksek kalorili olduğu için besleyicidir.

 

Ceviz

Çok kuvettli bir besin olup muhteviyatında bol miktarda nişasta ve yağ bulunur. Bütününden hekimlikte olduğu kadar başka alanlarda  da kullanılır. Taze yemişi, balla karıştırılıp yenilirse vücuta kuvvet verdiği gibi mideyide güçlendirir.

Yeşil kabuğunun dövülmesiyle çıkan suyu balla karıştırılarak yenilirse boğaz ve bademcik iltihaplarına iyi gelir.

Cranberry

C vitamini açısından oldukça zengindir. Vücudun bakterilere karşı dayanıklılığını arttırır. Küçük çalılıklarda ormanlık alanlarda yetişir. Kuzey Amerikada yetişen Cranberry oldukça güçlü bir antioksidandır. Ülkemizde Karadeniz ikliminde rahatlıkla yetişir. Acı bir tadı olduğu için saf haliyle tüketmek zordur. Yüzde 95 antioksidan maddelerden olurşur.

Bilinen bir yan etkisi yoktur.

 

Çarkıfelek

Fırıldak çiçeği, saat çiçeği, passion flower, passiflora

Çarkıfelek bitkisi, harmil, harmon, harman ve passiflora adı verilen alkoloitleri; flavon, glisosit, ve sterol adlı diğer maddeleri içerir.

Amerikada yetişir, Dünyada 400 çeşidi vardır. Türkiyede bazı bölgelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Nemli ve gölgeli duvar diplerini sever. Yazları açan tekerlek biçimindeki gösterişli çiçekleri, pembe yada kırmızı renkte ve iridir. Bitki tohumuyla veya bazı gövde çelikleriyle çoğaltılır. Bazı türlerin meyveleri çiğ yenilebildiği gibi, içki ve şerbet yapımında da yararlanılır.

Uykusuzluğu yardımcı olmak için kullanılan bitkidir. Sinirleri yatıştırıcı etkiside vardır. Kişilerin yaşadığı gerginlik ve endişeli hallerini giderir.

Bilinen bir yan etkisi yoktur.

 

Çay

Çay yapraklarında kafein, tein, teofilin, teobromin alkolitleri, tanen, uçucu yağ ve azda olsa B vitamini bulunur. İnsanlarda tutkunluk derecesinde çay isteği yaratan çayın içindeki kafein ve tein adlı maddelerdir.

Anayurdu Çin ve Güneydoğu Asya olan çay, günümüzde tropikal ve astropikal iklimi olan birçok yerde, değişik kültür formlarıyla yetiştirilmektedir. Ülkemizde de Doğu Karadeniz Bölgesinde, Rize ve çevresinde çay üretimi yapılmaktadır.

Çay yaprakları fermantasyondan sonra kavrulması sonucu siyah çay, daha önce kavrulması ile yeşil çay elde edilir.

Çay demlenirlen 75 – 80 dereclerde olan sularla demlenmelidir 80 derece üzerindeki sıcaklık çay yapraklarını yakar ve acı olmasını sağlar.

Çay tohumuyla yada gövde çelikleriyle çoğaltılır. Dünyada en çok tüketilen içeceklerden biri olan çay, bitkinin yapraklarının elle toplandıktan sonra çeşitli işlemler sonucu mayalanmadan kavrulması ve kurutulması sonucu elde edilen ürünün demlendirilmesiyle hazırlanır.

Çay fazla tüketilirse, çarpıntı, mide bulantısı, baş ağrısı yapabilir reflü olanlar tüketmemelidir. Ayrıca fazla tüketilen çay demir eksikliğinede yol açabilir.

 

Çayır papatyası

Otluk çalılık olan hemen, hemen her yerde yetişir. Çiçekleri kullanılır. 2 tatlı kaşığı çayır papatyası 1 litre suyla kaynatılır soğuduktan sonra süzülerek içilirse;  idrar ve öksürük söktürür, soğuk algınlıklarına, metobolizma yenilmesine faydalıdır. Süzüldükten sonra kalan posası iyice ezilir; mayasıla ve iltihaplı deriye kompres yapılarak kullanılır.

 

Çilek

Gülgiller familyasından olup çok çeşitli bir bitkidir. Mide sorunları olan alerjik bünyeye sahip olanların kullanmaması gerekmektedir.

Özünde A, B1, B2, C gibi vitaminler bol miktarda bulunur. Karaciğer rahatsızlıklarına, böbrek ve idrar yolları hastalıklarına birebir. İyi bir idrar sökücüdür. Bedene güç vererek mide ve bağırsak zayıflıklarını giderir. Sinirleri sakinleştirir. Hiper tansyona iyi gelir.

Darı

Buğdaygillerden olup taneleri besin olarak kullanılan bir bitkidir. Darı unun karıştırılmasıyla yapılan yiyecekler, yorgunluğa ve sinir zafiyetlerine oldukça faydalıdır. Hamilelikte anne ve çocuk için yararlı bir özellik taşır.

DEFNE

Yapraklarından baharat, meyvelerinden ise yağ elde edilen hoş kokulu bir bitkidir. Yaprakları kaynatılarak suyu , yaprakları ve yemişleri sıkılarak elde edilen yağı kullanılır.

Kaynatılarak elde edilen suyu günde 2 – 3 fincan içilmesi durumunda; sinirsel baş ağrılarına, bağırsak ağrılarına, sirke ile karıştırılıp gargara yapılması durumunda diş ağrılarına iyi gelir. Terleterek vücuttaki toksinleri atar. Ateş düşürür.

Dere Otu

Maydanozgiller familyasından olup, kurutularak yada taze yenilebilen bir bitkidir. Hoş kokusundan ötürü yaprakları yemeklerde ve salatalarda çeşni olarak kullanılır.Sindirimi kolaylaştırarak mide ve bağırsak gazlarının giderilmesini sağlar. Ağız kokularını alır, nefese bir ferahlık verir.Hamile kadınların bol miktarda kullanması tavsiye edilmez.

DOMATES 

Meyveleri yenilerek kullanılan özünde bol miktarda A, B, C vitaminleri bulunan bir bitkidir. İdrar söktürerek zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlar.Dmar sertliğine, romatizmaya, safra ve böbrek taşlarına iyi gelir.Bol yenilmesi halinde insan teninin pamuk gibi pürüssüz olmasını sağlar.Arı sokmasına, ufak tefek yaralara faydalıdır. Mide rahatsızlığı olanların konsantre suyunu içmeleri tavsiye edilir.

Dut 

Türlerine verilen genel bir addır. Meyveleri vyaprakları kullanılır. Yaprakları kaynatılarak, meyvelerinden ise taze halde yada şurup yaparak veya kurutarak faydalanılabilir. Yaprakların kaynatılmasıyla elde edilen suyu idrar sökülmesini arttırarak bedende oluşan fazlalık suyun dışarı atılmasını sağlar.

Beyaz dutun taze meyvesinin yenmesiyle karaciğeri güçlendirir ve böbrek yağlarını normal seviyede tutar.

Kara dut iştah açıcıdır ayrıca kan kan yapıcı özelliğide bulunur.

Elma

Gülgiller familyasından oşup 10 metreye kadar yükselebilen beyaz yada pembe çiçekli bir ağacın meyvesidir. Tadı ve rengi yetiştirme yörelerine göre değişkenlik gösterir. Çok çeşitli şekillerde kullanılır. Tatlı elma yemek hazımsızlığa birebirdir. Ekşisi ise mide ve bağırsak rahatsızlıklarına özelliklede enfeksyonlara karşı etkilidir.

Çiçek ve yapraklarının kaynatılması ve günde 2 çay bardağı içilmesi durumunda baş ağrısına, sarılığa, gastrite, hazımsızlığa ve kabızlığa karşı faydalıdır. Yatmadan önce yenilecek bir elmanın uykusuzluğa, bronşları açmaya, bağırsakları yumuşatmaya oldukça faydası olacaktır. Kndaki şekeri miktarını azaltarak dengede tutmaya çalışır. Vitamin açısından kabuklarıyla yenilmesi tavsiye edilir.

Enginar

Birleşikgillerden, çok yıllık dikenli bir bitkidir. Kökünün uzun ömürlü olmasından ötürü her ilkbahar döneminde yeniden üreyen dikenli bir bitkinin besin olarak kullanılan ve içinde bol miktarda A, B, vitamini bulunan meyvesidir.

Ancak emziren annelerin ve böbrak enfeksyonları olanların yememesi gerekmektedir. Karaciğeri güçlendirerek sarılık hastalığına karşı kullanılır. Kökünün kaynatılıp suyu içilirse vücuttaki kötü kokuları engeller.

Erik

Çok çeşitli olup türlerine verilen genel bir addır. Çeşitli tatta ve renkte olurlar. Yaz dönemlerinde toplanarak kurutulur veya taze olarak yenilir. Bitkinin tümünden ve çeşitli şekillerde faydalanılır. Özünde bol miktarda Bvitamini bulunur.

Taze meyvesi şekerle kaynatılarak içildiğinde safra kesesi rahatsılığına iyi gelir.Kurutulmuş meyvesi komposto yapılarak kabızlığa faydalı olur.

Fasulye

Fasulyegiller, familyasından olup besin maddesi olarak kullanılan yeşil v e kuru tohumlarıdır. Kuru fasulye pişirilmesi durumunda, suyunun 2 – 3 defa değiştirilmesinde fayda vardır. Kurutulmuş fasulye yada taze yaprakları ile yapılacak olan çay, romatizma, siyatik rahatsızlıklarında, böbrek hsatalıklarında, böbrek kumlarının ve taşlarının düşürülmesinde etkili olacaktır.

Kuru fasulye iyice kaynatılıp suyu süzülüp fasulyenin içine süt katarak bir taşım daha kaynattıktan sonra, üzerine raziyane tohumu, havlıcan ve süzme bal dökülerek yenilirse cinsel gücü arttırır.

Fesleğen 

Baharat olarakta kullanılan hoş kokulu 10 – 20 cm yükseklikte bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Çeşitli şekillerde kullanılır.Her akşam yatmadan önce içilecek olan bir çay fincanı fesleğen suyu düzenli derin bir uyku verir. Fesleğen ve sirke bayılan kişiye koklatılırsa ayıltır. Fesleğenin geniş kapta içerisine su dökülürse sivrisinek ve tahta kurularını kaçırır.

Fazla yenilmesi durumunda böbreklere zararlı olup gözlerin geçici görme kaybı yaşamasına etki edebilir.

Fındık

Kayıngillerden, kuzey cımtır bölgesinde özellikle de  doğu karadeniz bölgesinde yetişen kısa bir ağaçtır. Meyvelerini saran yeşil bir çanak içinde kabuklu olup meyvesi içindedir. Meyvesi bol miktarda yağ ve nişasta içerir. Fazla yenilmesi durumunda; baş ve mide ağrısı yapar.

Kabukları iyice dövülüp un haline getirildikten sonra iyice kaynatılıp içilirse toplar damar genişlemesine, kılcal damar kanamalarında kullanılır. Kabuğun diğer etkiside antibiyotik etkisi göstermesidir.

Kurutulmul yaprakları dövüldükten sonra 1 çay kaşığı kadarı 1 çay bardağı kadar su ile kaynatılırsa, prostat bezi büyümelerine iyi gelir. Fındık yağı, böbrek ağrılarına, böbrek taşlarına ve bağırsak parazitlerine karşı iyi gelir.

Çam Fıstığı

Çam ağacının kozalak meyvelerindeki beyaz renkli tohumdur.

El titremelerine, mide yanma ve ekşimesine faydalıdır.

Greyfurt

Özünde bol miktarda C vitamini bulunan, portakaldan daha iri acımsı ve ekşi tadında olan içimi serinletici bir meyvedir. Sıkılarak içilir.

Karaciğeri düzene sokarak normal ve rutin bir şekilde çalışmasını sağlar. Safra salgısını arttırır, hazmı kolaylaştırır. Akciğer ve göğüs hastalıklarında faydalıdır. Kanı temizler felç ve kanamalara karşı etkilidir. Aç karınla tüketilmesi halinde bedende yağ yakımında yardımcı olur.

Gül 

Türlerine verilen genel bir ad olup, kışın yapraklarını döken çeşitli kokuda, renklerde ve çalı görünümünde  olan bir bitkidir. Yağı, suyu ve şurubu yapılır. Kurutulması için ise, sıcak ve ısısı değişmeyen bir yerde saklanmalıdır. Fazla kullanmak ciğerlere zarar verir.

Suyu cildi temizlemekte etkin bir tonik olarak kullanılır.Kaynatılmış suyu süzüldüktan sonra şekerle karıştırılarak şurubu yapıldığında gözlere iyi gelir. Ayrıca kozmetik ve parfüm sanayiinde bol miktarda kullanılır.

Hardal

Turpgiller familyasından olup, 1 – 1,5 metre yükseklikte, sarı çiçekli, deriyi yakıcı nitelikte cım tohumu hekimlikte kullanılan, tadı acı ve 1 yıllık bir bitkidir. İki çeşiti vardır  B.n(L) olanın tohumu toz haline getirilip sirke ile karıştırılıp yapılan macunu sofra hardalı olarak kullanırız.

Siyah hardal göğüs hastalıklarına gargara yapılarak haricen kullanılır.

Sofrada kullanılan hardalı yememiz durumunda ; iştahı açar, hazmı kolaylaştırır ve mide dostudur.

Havuç 

Maydanozgillerden, koni biçimindeki  etli kökleri sebze olarak yetiştirilen iki yıllık otsu bir kültür bitkisidir. Özünde bol miktarda A, B1, B2, C, D, E, K, PP vitaminleri bulunur. Kök meyveleri ve kök sapları kullanılır.

Havuç suyu kemiklerin ve sinirlerin oluşumu için oldukça elzem bir maddedir. Çocuklar için sağlıklı beslenmenin en iyi gıdalarından biridir.

Tze havuç lapa haline getirilip sürülürse güneş yanıklarına iyi gelir. Tohumları kaynatılıp içilirse emziren annelerin sütlerinde artış sağlanır. Göz hastalıklarına ve gece körlüğü şikayetlerine iyi gelir.

Hıyar

Kabakgillerden, uzun, iri meyveli, sürüngen,  bir yıllık otsu bir bitkidir.özünde bol miktarda A ve C vitamini bulunur. Yemişi yenilerek kullanılır.

İnce dilimler halinde doğranıp boyun ve boyun üstü bölgeye konularak kırışıklıkların giderilmesi ve cilde güzellik vermesi sağlanır.

Hindistan Cevizi

Palmiyegillerden, tropikal bölgelerde yetişen bir ağaç ve bu ağacın çok sert kabuklu iri meyvesi. Büyük küçük olmak üzere ikiye ayrılır. Tıp’ ta küçük diye tabir edileni kullanılır.

Sütü çocuklarda oluşan gaz sancılarına iyi gelir, Yağı cilde iyi gelir, idrarı sötürüp böbreklerdeki kum ve taşları düşürür.

Hurma

Palmiyegillerden, kuzey afrika da kültürü yapılan bir ağacın meyvesidir. 25 – 30 metreye kadar boyu uzayabilen kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaçtır. Hazımı güç olup göğüs ve akciğerlerde ağrı yapabilir.

Üşütmeyi ve buna bağlı olarak boğaz ağrısını giderir. Kansere ve kemik veremine karşı koruyucudur. Süt ile yenilirse yaşlıların güçsüzlüğünü alır.

Ihlamur

Ihlamurgiller familyasından, çok çeşitli olup türlerine verilen genel bir addır. Kışın yapraklarını döken sarımsı veya beyazımsı çiçekli ağaçlardır. Yaz ortalarında toplanıp kurutulur. Ve çay gibi demlenerek içilir.

Bir tutam kaynatılıp içilirse soğuk algınlığına iyi gelir. 4gr kadar kaynatılıp içilirse böbreklere iyi gelir. Bebeklerin karın gazlarına iyi gelir. Ezilerek yüze sürülürse pudra özelliği gösterir.

Isırgan Otu

Isırgangillerden, her tarafı sert tüylrtle kaplı, cımtır kırılınca karınca asidi (Formik asid) denilen çok kaşındırıcı bir madde çıkaran 1 – 1,5 metre yükseklikte yakıcı, bir veya çok  yıllık otsu bir bitkidir. Kökü, tohumu ve yaprakları kullanılır. A ve C vitamini bulunan ısırgan otu, ayrıca bağırsak, karaciğer, pankreas ve safra kesesi salgınlarını uyaran sekterin adlı madde bulunur.

Mantar zehirlenmesinde kullanılır, ısırgan otunun suyuyla yıkanan saçlar gürleşir ve dökülmesi önlenir. Balla karıştırılıp yenilirse, astım şikayetlerini giderir.

Ispanak

Ispanakgillerden, yapraklarından sebze olarak yararlanılan, özünde demir, çeşitli vitemin ve enzimler bulunan bir bitkidir.

Tuz oranının yüksek olması, içinde idrar yollarında taş yapan kalsiyum oksalatın bulunması; nikris, romatizma ve mafsal rahatsızlıkları bulunan, böbrek taşlarından şikayetçi pankreas ve safra kesesi gibi iç salgı bezlerini uyarır.

Alyuvarları yenileyerek dokulara bol miktarda oksijen gitmesini sağlar, sindirim sistemini güçlendirir, Şeker hastalarının kan şekerini dengeler. Diş çrüklerini engeller, sıcak özsuyu iyi bir müshil etkisi gösterir.

İğde

İğdegillerden olup türlerine verilen genel bir addır. 7 metreye kadar yükselebilen dikenli veya dikensiz bir ağaçtır. Bu ağacın zeytin biçiminde kabuğu kırmızıya kaçan sarı renkte beyaz unlu, tadı mayhoş yemiştir.

Ağız içi kuruluğu giderir, pasını alır. Bağırsak bozukluklarına iyi gelir, kusmayı, ishali ve öksürüğü keser.

İncir

Dutgillerden, Akdeniz kıyılarında yetişen yaprakları geniş ve dilimli bir ağacın meyvesidir. Süt taşıyan  ve kışın yaprağını döken ağacın meyvesinden ve dallarındaki  sütünden faydalanılır. Yurdumuzun bazı bölgelerinde özellikle Doğu Anadolu bölgesinde, dallarındaki sütü çökelek yapmak için kullanır.

Temiz bir beze emdirilen incir sütü daha sonra normal sütün içine konularak kısa bir süre sonra sütün pıhtılaşmasıyla çökelek elde edilir. Bu duruma incir sütünün normal sütle karışmasından ötürü meydana gelen kimyasal reaksiyon sebep olmaktadır.

İncir, ceviz, badem ve fındıkla karıştırılıp yenilmesi durumunda organizmanın muhtaç olduğu tüm gereksinimleri karşılar. Sütle kaynatılıp yenirse ses kısıklığına iyi gelir.

Kahve

Sıcak iklimlerde yetişen, kök ve yasıgillerden bir ağaçtır. Bu ağaçtan elde edilen meyve çekirdekleri ve bu çekirdeklerin kavrulup, dövülüp, çekilmesiyle elde edilen toz ve bu tozla çeşitli şekillerde hazırlanan içecek.

Hiper tansyonu olanların içmesi pek tavsiye edilmez. Aşırı alınması durumunda uykusuzluk, gerginlik ve çarpıntı yapabilir.

Limonlu kahve baş ağrılarına iyi gelir. Yoğun çalışan ve düşünen insanlar  için zihin açıcı ve uyku kaçırıcıdır.  Kalori yakımına yardımcı olur zayıflamaya yardımcı olur.

KAKAO

İki çeneklilerden Amerikanın sıcak tropik bölgelerinde yetişen bir ağaç olup, bu ağacın meyve çekirdeği, bu çekirdeklerin öğütülmesiyle elde edilen toz ve bu tozdan su veya sütle çeşitli şekillerde hazırlanan içecek. Fazlası çarpıntı yapar.

Zihinsel faaliyetleri uyarıcıdır. Vücuttaki zararlı maddelerin dışarı atılması sağlar. Kalori tüketimini arttırır. Vücuda enerji ve kuvvet verir.

 

Kakule

Zencefilgillerden, çok sıcak iklimde yetişen ıtırlı bir bitki olup, bu bitkinin baharat olarakta kullanılan tohumudur. Çay gibi demlenerek kullanılır.

Bedene zindelik ve ferahlık verir. İştahı açar. Mide de oluşan gazları ve bu gazların vermiş olduğu rahatsızlıkları giderir.

Karabiber

Kara bibergillerden, zeytinsi meyvelerinin tanesi yuvarlak, yaprakları kalp biçiminde, bir bitki olup, bu bitkinin baharat olarak da kullanılan kuru ve siyah tanesi ve çekilerek elde edilen tozudur.

Yemeklerde veya diğer nane, limon gibi diğer içilebilecek otlarlada kaynatılarak içilir. Ayrıca zeytin yağı ve süzme bal ile karıştırılıp yenilenebilir, haricen sürülerek kullanılabilir. Sinirleri ve bedeni kuvvatlendirir. Soğuk algınlığı ve buna bağlı öksürüğü keser.

Karpuz

Kabakgillerden, bir yıllık srüngen gövdeli bir bitki olup , bu bitkinin iri ve sulu meyvesi.

İdrar yollarını temziler, kemik gelişiminin sağlıklı olmasını sağlar, kanı temizler tatlı bir meyvedir.

Kavun

Kabakgillerden, bir yıllık otsu sürüngen gövdeli, iri meyveli bir bitki olup, bir bitkinin genellikle güzel kokulu ve etli meyvesi, çekirdekleri  kullanılır.

Diabetik hastalara, hiper tansyon şikayeti olanlara, oniki parmak ülseri bulunanlara fazla yemekleri pek tavsiye edilmez.

Mideye bir rahatsızlık vermesi durumunda, sirke ve bal karıştırılarak içilebilir. 100 gr. Kadar çekirdeği 1 litre suyun içinde su yarıya ininceye kadar kaynatılıp içilirse, öksürüğe çok iyi gelir ve göğüz arısını keser.Kabukları etin çabuk pişmesi için kullanılır.

Kayısı

Gülgiller boyu 15 metreye kadar yükselebilen beyaz ve pembe çiçekli bir ağaçtır. Bu ağacın aşılanmış mayvesi açık turuncu renginde, etli sulu, güzel kokulu tek ve sert çekirdeklidir. Meyvesi ve çekirdekleri kullanılır. Mide ve karaciğer rahatsızlığı olanlara zararlıdır.

Kulak burun ağrılarının giderilmesinde kullanılır. Hastalık sonrası dönemin çabuk atlatılması sağlanır. Çekirdekleri bağırsak solucanlarına iyi gelir.

Keçi Boynuzu

Baklagillerden, 3 – 10 metre yükseklikte, bileşik yapraklı küçük yeşil çiçekli bir ağaçdır. Meyveleri olgun durumda kahverengi 15 – 20 cm. uzunlukta ve çok tohumludur. Meyveleri yenilerek kullanılır. Göğsü yumuşatarak bronşları açarak balgamı sötürür. Mide ve bağırsak rahatsızlığına karşı etkilidir. Aşırı sigara içenler için faydalıdır.

Kekik

Ballı babagillerden, çok yıllık, karşılıklı küçük yapraklı, beyaz, pembe, kırmızı başak durumunda çiçekleri olan ve çiçeği bahar olarak kullanılan çok kuvvetli kokulu, odunsu saplı bir bitkidir. Kekik yağı mide dostu, idrar sökücü ve iyi bir mikrop öldürücü olarak kullanılır.

Baharatçılarda, aktarlarda kekik adı altında genellikle, origanum mercanköşk, heracleoticum İstanbul kekiği, smyrnaeum izmir kekiği, satueria sipicigera tarbzon kekiği, origanum vulgare güveyi otu satılmaktadır.

Bugün hala üzerinde labaratuvar çaılışmalarının yapıldığı kekik yağının faydalarının yanı sıra karaciğere zararlı maddeler bulunduğu tespit edilmiştir. Kekik yağını kullanmadan mutlaka hekime danışınız.

Kestane

Kayıngillerden , alıman iklimlerde yetişen, 25 – 30 metre kadar yükselebilen, kışın yapraklarını döken, Özellikle kuzey cımtır ormanlarında yetişen aynı zamanda kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı olup bu ağacın yenilebilen meyvesine verilen addır. Meyveleri çok lezzetli ve besleyici olup pişirilerek veya  kavrularak yenir.

B1, B2, pp ve C vitaminlerini barındırır. Şeker hastalarının, damar sertliği ve hiper tansiyon gibi şikayetleri bulunanların yemesi pek tavsiye edilmez.Körpe dal kabuklarından ve dikenli meyve kozalağı gibi kısımlarından kaynatılarak elde edilen  suyunun içilmesi b edene kuvvet verir, öksürük, balgam ve ishali keser. Cildi güzelleştirir kasları güçlendirir.

Kızılcık

Türlerine verilen genel bir addır. Kışınyapraklarını döken beyaz çiçekli ağaç veya ağaççıklardır. Bu bitkinin güzün olgunlaşan, kırmızı, tek çekirdekli, reçeli ve şerbeti yapılan buruk bir tadı olan yemiş. Meyveleri kullanılır. İshale karşı kurutulmuş kızılcıktan 5 – 10 gr. Kadarı kaynar suyun içine atıldıktın karıştırıldıktan sonra içilir.Meyvelerin kabukları ateş düşürücü olarak kullanılır. Mideyi rahatlatır.

Kiraz

Gülgillerden, bir meyve ağacı olup bu ağacın kırmızı renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesidir. Sapları, meyvesi, kabuğu, ve meyvesi kullanılır. Bol miktarda B vitamini bulunur. Meyvelerini çekirdekleriyle birlikte yemek faydalıdır.

50gr. Kadar kiraz sapı, 1 litre su ile kaynatılıp içilirse, idrarı söktürür idrar yollarını temizler. Böbreklerdeki zararlı maddelerin dışarı atılması sağlar.

Kişniş

Maydanozgillerden, yaprakları maydanozu andıran, 20 – 60 cm.  yikseklikte, pembe çiçekli, tüysüz, bir yıllık ve otsu bitki olup, bu bitkinin baharat olarak kullanılan kurutulmuş meyvesi veya tohumu. Çok fazla kullanılması kişide, dalgınlık ve sarholukla başlayan bir zehirlenme yapabilir.Toz haline getirilmiş kişniş balla karıştırılıp yenilirse, hafif baş dönmelerine iyi gelir. Mide ve bağırsak gazları söktürür.

Kuşburnu

Yaban gülü ağacının meyvelerine verilen addır. C vitamini açısından oldukça zengin olan meyveler taze veya kurutulmuş olarak kullanılır.

Bedeni güçlendirir. Kanı temizleyerek, idrarı söktürerek zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Baş ağrılarını alır.

Limon 

Turunçgillerden, 3 – 5 metre yükseklikte,  kışın yapraklarını dökmeyen beyaz çiçekli bir ağaç ve bu ağacın sarı renkli, kabuğu kokulu, suyu ekşi meyvesi. Meyvesinin tümünden faydalanılır.

C, A, B1, B2 vitaminleri, şeker ve kalsiyum, potasyum gibi sitrik asidi oluşturan tuzlar açısından oldukça zengindir.

Günde üç öğün yemeklerin arasında bir bardak suyun içine sıkılmış olan 1 adet limon içmek, iyi bir zayıflatıcı olacaktır. Ancak bu uygulama 7 gün yapıldıktan sonra 7 gün ara verilir ve gerek görüldüğünde aynı sistemle devam ettirilir.

Hakiki süzme bal ve su ile karıştırılıp içilirse, bedene büyük güç verir zindelik kazandırır. Gribal enfeksiyonlara karşı en etkili tedavi edici ve önlem alıcı meyvelerden biridir.

Mandalina

Turunçgillerden , 5 – 6 metre yükseklikte portakala çok benzeyen ağaç olup, bu ağacın olgunlukta genellikle tatlı, kokulu ve lezzetli meyvesi.

Vitamin açısından zengin olmasından ötürü herkesin yemesi oldukça faydalı olacaktır. Gribal enfeksiyona karşı etkilidir kanın temizlenmesini sağlar. Sinirsel gerginliği alır kişiyi rahatlatır.

MAYDANOZ

Maydanoz gillerden, 50 – 80 cm. yükseklikte, ufak yeşil yapraklı,özel kokulu iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri şemsiye görünümünde olup yaprakları, kökü ve meyvesi kullanılır.

Çok faydalı bir bitki olup, a, b, c vitaminleri bulunur. Zihinsel yorgunlukları giderir hafızayı güçlendirir. İdrar, gaz ve balgam söktürücü olup, terleterek ateşi düşürür. Vücutta biriken suyun dışarı atılmasını sağlar. Kötü ağız kokularını giderir.

 

MEYAN KÖKÜ

Fasülyegillerden, 30 – 70 cm. yükseklikte , tüysü yapraklı, mavimsi, mor çiçekli,tatlı olan toprak altı bölümleri serinletici şerbet yapımındada kullanılan, çok yıllık otsu bir bitkidir.

Üç senelik olan kökleri,temizlendikten sonra güneşte veya sıcak bir yerde kurutularak saklanır.

50 gram kadar meyan kökü bir litre suyla kaynatıldıktan sonra içilmesi durumunda gribal ve solunum yolları enfeksiyonuna, sinirsel gerginliklere ve hafif baş ağrılarına faydalı olur.şerbeti yapılarak serinletici olarak içilir. Aşırı kullanılması alışkanlık yapmasından ötürü zararlıdır.

MUŞMULA

Gülgillerden, 2 –  3 metre yükseklikte, dikenli bir ağaççık olup, mayhoş, buruk ve beş çekirdekli meyvedir.

Kan dolaşımı hızlandırır, böbreklerdeki ve idrar yollarındaki taş dökülmesini sağlar.

MUZ

Muzgillerden sıcak bölgelerde yetişen, bir çenekli, çok yıllık bir bitki olup, bu bitkinin kendine özgü hoş kokulu, tatlı, besleyici ve kalın kabuklu uzun meyvesi.

Nişasta ve şeker bakımından oldukça zengin olup bedeni güçlendirir ve çoğu ihtiyacını karşılar. Hastalık sonrası dönemlerin çabuk atlatılmasını sağlar. Vücutta potasyum eksikliğini giderip,sinir ve kas hücrelerinin faaliyetlerini arttırır.

NANE

Ballı babagillerden, yaprakları sapsız, çiçekleri beyaz veya menekşe renginde,ıtırlı,çok yıllık ve otsu bir kültür bitkisidir.

Nane taze veya kurutulmuş halde yemeklerde koku vermek içinde kullanılır.Bahçe nanesi veya cımtır nanesi yaprakları teskin edici olup bulantıyı keserek kusmayı engeller,ishali durdurur, gaz söktürür.İt nanesi veya tüylü nanesi solunum yollarını rahatlatarak nefes almayı kolaylaştırır, solunum yolları üşütmesinde faydalıdır.Sabahları çay yerine limon ile karıştırılıp içilirse ferahlık verir metabolizmayı hızlandırır.

Nar 

Nargillerden, yaprakları karşılıklı, çiçekleri büyük, koyu kırmızı renkte küçük boylu bir ağaç olup, bu ağacın kırmızıya yakın sert bir kabukla örtülü, içinde çok sayıda kırmızı renkte sulu meyveler taşıyan meyvedir.Narin ve güçsüz küşüler için oldukça faydalı olup bedene ve kalbe güç verir. Kabuğu kaynatılırsa bağırsaklara iyi gelir parmak arlarındaki kaşıntıları giderir.

Mide rahatsızlığı olanların ve hamilelerin çok fazla tüketilmesi tavsiye edilmez.

Pancar

Ispanakgillerden, vitamince zengin, bir veya iki yıllık bir bitki olup, bu bitkinin şeker elde edilen kalın ve etli kökü vardır.

Karaciğerin sağlıklı ve düzenli çalışmasını sağlar. Şeker ve verem hastalığına karşı koruyucu bir etkisi vardır. Mide ve bağırsaklara faydalı olup bu organların güçlenmesine yardımcı olur.

Papatya

Birleşikgillerden, 20-50 cm. yükseklikte, baharda çiçek açan, taç yaprakları beyaz, ortası sarı ve kömeçli, bir yıllık otsu bir bitkidir.

İdrar yolları enfeksyonlarında, boğaz, bademcik ve diş eti iltihaplarına karşı faydalıdır. Sinir rahatlamasına yardımcı olur. Vücuda rahatlık vererek zindelik sağlar. Saç rengini açmak için papatya suyu ile yıkanır.

Prinç

Buğday gillerden, kökleri su içinde yetişen bir bitki olup, bu bitkinin besin olarak kullanılan tanesi. Özünde nişasta ve çeşitli vitaminler bulunur. Besleyici olmasından ötürü gelişmeye yardımcı olup, bedenin ihtiyacı olan gerekli kaloriyi sağlar.

Hiper yansyonu düşürür ve kandaki üre oranını azaltır.Prinç kaynatılan su ile yüz yıkanırsa cildi güzelleştirir.

Portakal 

Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, boyu 2-10 metre arası değişen, bir ağaç olup, bu ağacın  turuncu, yuvarlak, sulu ve kabuğu güzel kokan meyvesi. Portakal`da A1, B1, B2 ve bol miktarda C vitaminleri bulunur.

Meyve suyu sıkılıp içilirse vücudu ferahlatır ve susuzluğu giderir. Gripal enfeksyonlara, soğuk algınlığına ve bu rahatsızlıklara bağlı yorgunluklara iyi gelir. Cilde güzellik verip zindelik kazandırır.Kabukları kaynatılıp içilince mide rahatsızlıklarına iyi gelir.

Salep

Güzel çiçekli, vanilya, orkide, Venüs çarığı, salep gibi bitkileri kapsayan familyanın örnek bitkisidir. Tel köklü otsu bitkinin kökünde 2 tane yumru bulunur. Çiçekleri salkım veya başak şeklindedir. Kullanılan yerleri köklerindeki yumrular olup, bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz aynı zamanda süt ile pişirilerek sıcak guda olarak içilir.

Göğüsü yumuşatır, öksürüğü keser, bronşları açar , soğuk algınlığına iyi gelir.

Şalgam Havucu

Turpgillerden, yumru köklü, iki yıllık, yaprakları parçalı ve tüylü, çiçekleri sarı bir veya iki yıllık bir bitki olup, bu bitkinin besin olarak kullanılan etli ve tatlı kökü. B ve C vitamini ve kalsiyum bulunur.

Şeftali

Gülgillerden, ılıman bölgelerde yetişen, 8 – 10 metre yükseklikte pembe çiçekli bir ağaç olup, bu ağacın tatlı, sulu meyvesi. Çekirdeklerinin bademleri zehirlidir.

Meyvesi susuzluğu alır ferahlık verir. Sindirim sistemini çalıştırır hazmı kolaylaştırır.

Şerbetçi Otu

Yaprakları karşılıklı, sapı sarılgan olan, çiçekleri yumurtamsı kozalaklara dönüşen ve kozalaklarından bira yapımında da yararlanılan, çok yıllık ve otsu bir bitkidir.  Cinsel isteği azaltıcı bir etkisi vardır. İdrar söktürür, böbrek taşlarının sıkıntılarına iyi gelir.

Tarçın

Gülgillerden, 2 – 6 metre yükseklikte, kışın yapraklarını dökmeyen, çiçekleri salkım durumunda ve beyaz olan, meyveleri zeytin büyüklüğünde, süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen, odunu sarımsı renkli ve çok sert olan 1,5 metre yükseklikte bir ağaçtır.

Kurutulmuş yapraklarından küçük bir miktardaki tozu içildiğinde, terleterek yüksek ateşi düşürür. Sıtma tedavisinde ateş düşürücü olarak kullanılır.

Turunç

Trunçgillerden, bütün Akdeniz ülkelerinde yetişen, kışın yaprağını dökmeyen, bir ağaç olup, bu ağacın portakala benzeyen sarı – turuncu renkte, suyu cımtırak meyvesi vardır. Meyvelerin kabuklarında bol miktarda C vitamini bulunur.

Mideyi güçlendirir, hazmı kolaylaştırır. Kabuğu iştah açar, çiğnenmesi durumunda diş ağrısını alır.

Üzüm

Asmanın glikozca zengin olan, taze ve kuru olarak yenilen, salkım durumunda bulunan meyvesi. Mide ülserine, gastrite, karaciğere ve dalak hastalıklarına, romatizma ve eklem iltihabına faydalıdır.

Kanı temizler, kan yapıcı özelliği vardır. Hiper tansyonu düşürür. Vücudu kuvvetlendirir . Hamilelik döneminde bulantıları keser.

 

Vanilya

Salepgillerden, tropikal bölgelerde yetişen, çiçekleri beyaz, kokulu, tırmanıcı, yaprakları sapsız ve etli, Küçük bir bitki olup bu bitkinin tatlılara içeceklere güzel koku ve tat vermek için kullanılan meyvesidir. Kullanılan kısmı yeşil durumdayken toplanıp, kurutulan ve kurutuldukça daha çok kokan meyvelerdir.

Depresif durumlara karşı iyi gelir. Sinirleri gevşetir. Cinsel gücü arttırır.

Vişne

Gülgillerden, 2 – 9 metre yükseklikte, dalları kırmızımtrek, çiçekleri beyaz renkte, kiraza benzer bir ağaç olup, kırmızı renkte ekşi bir meyvedir. Meyvelerinde A ve C vitaminlerinin yanı sıra şeker, elme ve lümon asidi bulunur. Meyve olarak yenildiği gibi reçeli ve şurubu yapılır. Kullanılan kısmı, gövde kabukları, meyvesi ve sapları kullanılır. Ateşi düşürür, bedene rahatlık verir, susuzluğu giderir.

Yaban Mersini

Fundagillerden, 25 – 50 cm. boyunda, çiçekleri beyaz ve pembe, yaprakları taneli, çok dallı odunsu bir bitkidir. Meyvelerinde A ve C vitaminleri bulunur. Meyveleri ve yaprakları kullanılır.

Taze ve kuru yaprakları kaynatılarak içildiğinde kandaki şeker miktarını düşürerek şeker hastalıklarına fayda sağlar. Meyveleri ishali keser.

Yonca

Baklagillerden, Türkiye` de 100 kadar çeşidi bulunan ve türlerine verilen genel bir ad olup, başak durumundaki çiçekleri kırmızı veya mor renkli, yaprakları genellikle üç yaprakçıklı olan, hayvanlara yem olarak da yetiştirilen, bir veya çok yıllık, otsu çayır bitkilerinin genel adıdır.

Mide tembelliğini giderir. İshali keser. Sinirsel gerginliği alır ve buna bağlı olarak oluşan baş ağrılarını giderir.

Yulaf

Buğdaygillerden, en çok hayvan yemi olarak yetiştirilen bir yıllık otsu bir bitki olup, bu bitkinin tenesine verilen addır.

Bebekler için oldukça besleyicidir. Fazla gaz yapmayan ve bağırsakları yumuşak tutan çok iyi bir besindir.

Zencefil

Zencefilgillerden, Hindistan ve Malezya da yetişen, yaklaşık 1 metre yüksekliğinde, kamış görünüşünde, çok yıllık bir bitki olup, bu bitkiden elde edilen ve baharat olarak kullanılan tozudur.

Bedeni ve zihni güçlendirerek kişiye zindelik kazandırır. Cinsel gücü arttırarak cinsen isteği kamçılar. Soğuk algınlığına, gripal enfeksyonlara karşı etkilidir.

Zeytin

Zeytingillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, 10 – 20 metre yüksekliğinde, dalları dikensiz, yaprakları karşılıklı, küçük ve gümüş renginde uzun ömürlü bir ağaç olup, bu ağacın taze iken yeşil, sonradan kararan, yüksek besin değeri bulunan yağlı meyvesi ve tanelerinden çıkarılan ve içinde E vitamini bulunan bitkisel yağ.

Yaprakları ve kabukları ; kandaki şeker oranını ve hiper tansyonu düşürür. Bağırsak parazitlerini döker.

 

Tarih:Anasayfa

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir